Reflüye SON!!!

REFLÜNUZ ve YÜKSEK POLİFENOLLÜ ZEYTİNYAĞIMIZ

Reflü, toplumdaki sıklığı tespit edilememekle birlikte haftada 1 kez reflü sorunu yaşayan kişiler üzerinden değerlendirildiğinde, toplumun yaklaşık %20’sinde görülen bir sağlık problemidir. Avrupa’da görülme sıklığı %5-27 arasında değişmektedir. Reflü oluşumunda, erkek ve kadın arasında belirgin bir farklılık da bulunmamaktadır.

Çoğu kişi reflü ve gastrit hastalıklarını birbiriyle karıştırabiliyor. Ancak reflü ve gastrit birbirinden ayrı rahatsızlıklar olup, kimi zaman kişide bu iki hastalığa birden de rastlanabilir. Gastrit, mide asitliğindeki artma ve mideyi asitten koruyan faktörlerin azalması sonucu ortaya çıkan mide veya oniki parmak bağırsağının iltihabıdır. Reflü ise mide içeriğinin (asidinin) patolojik şekilde mideden özefagusa (yemek borusuna) doğru geri kaçışıdır. Gastrit belirtileri arasında mide ağrısı, bulantı veya kusma, baş ağrısı, iştahsızlık, aniden çıkan ateş, baş dönmesi, dilde beyaz pas, yorgunluk görülürken, mideden boğaza doğru yayılan ve daha ziyade yemekten sonra oluşan yanma, reflünün en sık görülen belirtisidir.

 Normal olarak yemek borusunun sonunda kastan oluşmuş kapak benzeri yapı, mide asidinin yemek borusuna geri kaçmasını önleyerek midenin içinde kalmasını sağlar. Kapakçık işlevini çeşitli nedenlerden dolayı yerine getiremediği zaman sıkıntılar başlar. Mide asidin uzun süre yemek borusu ile temasından dolayı yemek borusunda hasarlar meydana gelir ve bu da yanma hissine sebep olur.

Hipokrat 2500 yıl önce bile mide problemi olan hastaları için zeytinyağını kullanmış. 

  • Helicobacter Pylori enfeksiyonu ile reflü arasındaki ilişki kısmen açıklanmış olsa da H.Pylori’nin yok edilmesi ile reflü semptomlarında anlamlı azalma, çeşitli çalışmalar ile gösterilmiştir. Manuel Brenes ve arkadaşları, yaptıkları araştırmalar sonucu yeşil çay ve böğürtlen suyu gibi bazı doğal meyve ve sebzelerin H.Pylori bakterisinin çoğalmasını önlediğini keşfetmişlerdi. Daha sonra ise laboratuar ortamında yaptıkları bir araştırmada, zeytinyağının bu bakteri üzerinde etkisi olup olmadığını araştırdılar. Brenes ve arkadaşları, zeytinyağının içerisindeki sağlıklı fenolik bileşenlerin, mide ortamında bozulmadan saatlerce kalabildiğini görmüşlerdir. Zeytinyağında bulunan bu fenolik bileşenlerin bakterinin üremesini durdurduğunu görmüşlerdir.
  • Reflü oluşumunu sağlayan bazı fizyolojik olaylar bulunmaktadır. Yediğiniz yiyecekler, ortalama iki-üç saat kadar sindirim için bağırsaklara geçmesini sağlamak açısından krema haline gelinceye kadar midede bekler. Eğer mide boşalması gecikir ve bu normal fizyolojik sindirim sistemi basamakları olan yiyeceğin bağırsaklara geçişi de herhangi bir nedene bağlı olarak uzarsa; midede pH yükselir, yani asidite azalmasına bağlı bakteri üremesi hızlanır. Fazla bakteri üremesi ile basınç artar ve yiyeceğin yemek borusuna doğru geri kaçışıyla reflü oluşur. Normalde mide asit oranı (ki bu yaklaşık pH 1-3 arası olduğu kabul edilir) o kadar yüksek olmasına rağmen mide iç çeperde mukus adlı salgıyı salgılayarak bu durumdan organı korur. Fakat yemek borusunda bu mukus adlı salgı salgılanmadığından bu kadar asit yüklü yiyecek yemek borusu iç çeperini tahriş eder. Ağrı, yanma ve yutma güçlüğü de buna bağlıdır. Midenin pH'ı yükselir ise krema halinde yiyecekler bağırsağa geldiğinde, karbonhidratların sindirimine yardımcı olan pankreastan salgılanan amilaz gibi enzimlerde asit düşüklüğü ortamdan dolayı yeterli salgılanamaz. Bu durum bağırsakta gaz oluşumunu da artırır. Bu gaz oluşumu da midede basıncın artmasına ve dolaylı olarak reflünün de tetiklenmesini kolaylaştırır. Midenin çeşitli yağlı besinlere gösterdiği tolerans, kişiden kişiye değişir. Ama genel olarak, bol yağlı bir yemek, insana ağırlık duygusu verir. Yemek yağlı olduğunda, mide her zamankinden geç boşalır. Ne var ki 10 g.(1 çorba kaşığı)zeytinyağı, ister çiğ, ister önceden ısıtılmış olsun, midenin boşaltma süresinde değişiklik yapmaz. Mide tarafından en iyi tolere edildiği, başka bir deyişle hazmı en kolay yağ olduğu için, vücudun vitamin ve mineralleri almasını da kolaylaştırır. Zeytinyağının, mide iç zarını koruyucu etkisi olduğu, araştırmalarla ortaya konulmuştur. Bu da ülser gelişimini engellemede önemli bir avantaj oluşturur. Mukozayı korur, sindirim ve emilim sistemi bozuklukları, bağırsak hastalıklarını önler. Sıcak ve soğuk tüketildiğinde, mide asitliğini ayarlar. Bu anlamda da uzun dönem mide koruyucu alma ihtiyacınızı ortadan kaldırır.
  • Mide asidinin geri kaçmasından dolayı yemek borusunun tahriş olduğunu söylemiştik. Bu da yanma hissi veriyordu. Zeytinyağının, en yoğun içerdiği yağ asidi olanoleik asit, ilaç sanayinde kullanılmaktadır. Zeytinin yapısında bulunan ve yakın zamana kadar dikkate alınmayan bir grup madde üzerinde, son yıllarda önemli çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Bu maddeler, zeytinin yapısındaki proteinler içerisinde bulunmaktadır.

Trigleia Zeytinyağları bir ilaç değildir, bitkisel takviyedir.

SSL Secure, Visa, Mastercard, Troy, American Express

© 2019 Trigleia Tüm hakları saklıdır.

Hipotenüs Hipotenüs® Yeni Nesil E-Ticaret Sistemleri ile Hazırlanmıştır.